Masada
boş rakı bardağını aradı gözleri.. Bulamayınca fark etti akşamdan kalma çay
bardağındaki rakı kokusunu.. Zaman bile işlerini ağır alırken benim ne acelem
var ki diyerek iç geçirdi.. Odasına günlerdir güneş girmiyordu herhalde.. Sağa
sola çarparak perdeleri araladı.. Eski bir radyo, onlarca kitap, olur da bir gün
bozulursa yalnızlığı diyerek iki kişilik yatağı ve sallanan sandalyesi dışında
pek mal varlığı olmayan bu adam elini eteğini çekmişti her şeyden.. Eskiden
sevdiği kızı hatırladı.. Hala seviyordu ha gerçi de.. Bundan beş on sene
öncesine kadar henüz hala umut varken belki okur diye ona yazılar yazıyordu..
Hayalleri çok sadeydi her daim.. Değişmedi fazla ve değiştirmeye de çalışmadı
hiçbir şeyi.. Aynılık onu standartlaştırmıştı ama o bunu bile seviyordu..
Sakalları uzamıştı bir de..
Ne
vardı değişen bu kadar peki? Bugünü özel kılan neydi.. Ya da ne düşünmüştü..
Ölümlü dünya şen şakrak dönerken o mutlu olmak için tek bir sebep dahi
bulamıyordu.. Çözüm belliydi aslında.. Tek taraflı platonik aşkı bırakıp o aşkı
amiyane bir tabirle çiftleştirmek.. Numarası, çalıştığı yer, ailevi durumu,
sıkıntıları, dertleri, mutlulukları.. Her şeyini biliyordu ceylan gözlü
sevdiğinin..
Kalktı
ayağa.. Dağılmış çarşafın üstünden uzanarak telefonunu eline aldı.. Numarasını
çevirdi onun.. Aramayı, konuşmayı, sesini duymayı bırak nefesini duysa eli
ayağı titrerdi.. Ama gönül bu mesafe dinlemiyordu ki.. Dayanamayarak bekledi
telefonunun çalışını.. 30-35 saniye süren telefonun çalışı ona saatler aylar
gibi geliyordu.. Geçmek bilmiyordu sanki telefonun çalışı..
Cevap verdi karşıdaki buğulu ses.. Sesi
titreyerek cevap verdi telefona.. Alo’dan başka bir şey diyemedi.. Utanmadan
veya çekinmeden dolayı oluyordu bu.. Kim bilir görse neler olurdu ki? Yere
yığılır kalırdı herhalde.. Uzandı yatağa.. Tek sırdaşı olan tavana baktı baktı
baktııı… “Dilin olsa da konuşsan be tavan.. Ne yalnızlıklar yaşadım da bir sen
bildin bir de içtiklerim…”
İç
çekerek bir tane daha yaktı.. Paket bitmek üzereydi.. Bari dışarı çıkmak için
sebep olsun diyerek paketi bitirmek için son dalı da içip şehrin en yalnız yeri
olan sokağa karıştı.. Belki bulurdu burada kendisini kendisinin istediği gibi
anlayacak birisini…
Not: 30 Days Left #Bitch..
Not: 30 Days Left #Bitch..
Not 2: Ben yazmayı bırakmadım paylaşmayı bıraktım dostlar.. Bi gönderme yapayım dedim bi Allahın kulu da anlamadı.. Yazıklar olsun.. Azıcık pozitif olun hem, benim yazmayı bırakmam büyük bir sorun teşkil etmese gerek.. Neyse sakinim.. Okuyası gelen blog'a girip gene okur değ mi? Hadi Eyvole..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder